18 Haziran 2008 Çarşamba


(fonda jack johnson...)
uyumam lazım acilen.. acilen uyanmam ve acilen ders çalışmam lazım... acilen ankara ya gitmem, ailemi görmem lazım.. ölmeden babanneme teşekkür etmem lazım acilen tüm emeği için... acilen mezun olmam ve acilen diplomayı bavula koymam lazım.. ah bavul almam lazım tabi acilen.. bir tane daha en azından... acilen sevgilimi sevmem lazım daha çok... depolamam lazım bilhassa böbrek üstü salgısı bişeysi kokusunu... acilen pierrre loti yi görmem lazım ve acilen taksimde içmem lazım, en az bir kaç kez daha... acilen eşyalarımı toplarlamaya başlamam lazım ve acilen vazgeçmeye de başlamam lazım bazı(!) objelerden... içim acıya acıya birini koliye, diğerini bavula... acilen acilen acilen... acilen zamanı durdurmam lazım...
(iyi adam bu jack johnson...)

2 Haziran 2008 Pazartesi

that's where I'm gonna be...


This time in English (for the special offer of Miss. Fiona) This is simply where I'm gonna be... It was the very first time I made a search on google for some pictures of the(!) place where I'm supposed to spend two whole years of my life... It is sooo weird how familiar it looks.. Like any other cities I have been before... But it is also such weird that this is the time when I feel fear that much... I was not able to point Portugal on the map before Erasmus and I had very less information but fearless I was... once upon a time.....

30 Mayıs 2008 Cuma

izmir..

"En uzak mesafe: İki kafa arasındaki mesafedir, Birbirini anlamayan..." Can Yücel

18 Mart 2008 Salı


16 nisan'da çekilmiş bir fotoğraf... habersiz...
bundan tam iki yıl önce... trende... portekiz... güneye
inerken biz ve bir ülkenin değil yalnız, bir coğrafyanın, bir kıtanın da güneyine inerken... aynı şarkıdaki gibi "solda güneş yükseliyordu biz güneye inerken"... içim geçmiş, yine... ama hatırlıyorum o uykuyu... bambaşka bir tatlıydı... huzuru şuruptan tatlıydı o tarihin... şurup gibi içilesi günler geceler... şurup gibi şaraplar... en mutlu zamanlarım değildi şüphesiz... hatta mutsuzluğun cayır cayır içimi yaktığı kaç gece geçmiştir o süre boyunca. ama huzurlu......

bilmediğim bir ülkenin daha da bilmediğim başka bir tarafına, sırf üç beş kayalık görürüm sevdasıyla otobüs tren ne bulduysak atlayıp... nedir? avrupanın en güneyine gitmiş olacaktık... en güneyinde minik bir fenere... önünde öylece deniz... boşluk... makara... merak desen yola düşüren o da değil... daha temiz bir dürtü, lugatımda yok karşılığı... iki koca sene geçmiş........

şimdi gün sayıyorum 16 nisan'a... daha kirli bir merakla.. kaygıyla daha çok hatta... evet kaygıyla... "yolun ucunda ne çıkıcak?" sorusuyla... bilmediğim bir yerlere karşıma çıkacağından habersiz olduğum bir feneri gördüğüm zamanki gibi olmayacak sonuç ne olursa olsun... kazanacağım birşey olmayacak her türlüsünde... öyle geliyor ki daha mutlu ve daha HUZURLU olmayacağım... her ihtimalde: kalsam da gitsem de "yola çıkacağım", gelgelelim bildiğim yola çıkmalardan değil... şimdi uyumak lazım... uykumda eski bir trende, öğlen güneşi camdan gözüme girerken inadına, tıkır tıkır tıkır tıkır uyuklamak istiyorum... saçlarım yine belime değsin, gözümü açtığımda karşıma küçük kırmızı bir fener çıksın istiyorum bilmem kimin bilmem ne vakit o kayalıklara diktiği... uykumda uyumak istiyorum amacı olmayan huzurlu bir yolculukta........
Posted by Picasa

16 Mart 2008 Pazar

uyumadan az evvel...

"kokumdasın ki güç bela sürünüp bulduğum
elinde kaybolup uzandı(ğı)m ufuklara
hoş senin de bir varoluş sebebin var
yakından uzaktan alakam olsa mutluyum
bir gülümseten benim
bir daha, daha söyler misin
tek iyim sen kalmışsın aman ne mutluyum
burnum omzunda

uyandığım bu sabaha gözlerin bakmaz mı?
beklenen gün geldi, açtı laleler beyaz.
uzakları hayal eder, tuttuğu avucunda
söz durdu, artık ben ve sen ve uçsuz zamanım..." sakin

12 Mart 2008 Çarşamba

17 nisan!

24 Şubat 2008 Pazar

bir kanat çırpasım geldi


penceremin kenarına kiremit rengi bir güvercin kondu. baktı. gitti. içim kalktı. kanat çırpasım geldi. bunaldım. hemen akabinde uykum geldi. 12 saat uyuyup 2 saat uyanık kaldıktan sonra nasıl geldi? iki telefona cevap vermedim. ev soğuktu. ısıyı yükselttim. dışard agüneş var. ev nasıl soğuk? bir banyo yapayım. hadi bakalım.